Tartışıyoruz 7. Bölüm

Mümtaz Şahsiyet: Uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz. Bugün de her sayıda olduğu gibi gündem oldukça yoğun. Ancak biz bu sayıda son dönemin belki de tek gündemi halini alan Kaffed seçimlerini konuşmaya karar verdik.  

Evet, Kafkas Dernekleri Federasyonu’nda iki listeli bir seçim gerçekleştirildi ve mevcut başkan Yıldız Şekerci’ nin seçilmesiyle seçim son buldu. Sizinle başlayalım Murat Bey. Yıllardır Kaffed yönetimlerinde de bulundunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz bu seçim sürecini ve sonucu?

Murat Özhan: Evet, kurulduğundan beri, hatta daha öncesinde Kafder-Kafkur süreçleri de dâhil olmak üzere Kaffed çizgisi içerisinde bulundum her zaman. Şimdiye kadar gerçekleştirilen bütün genel kurullara da katıldım. Bir kere her şeyden önce şunu söylemek lazım, demokrasi adına olgunca sürdürülen bir seçim sürecini ve genel kurulu geride bıraktık. Bu konuda Kaffed olarak övgüyü hak ettiğimizi düşünüyorum.Bu seçimde iki liste yarıştı ancak ben ikisi arasındaki farkları çok algılayamadım açıkçası. Yani Kaffed Değişim Hareketi’nin neyi değiştirmek istediğini ve neden rahatsız olduklarını algılamakta zorlandım. Ki bu konuda delegeler de benzer bir algıdaydılar anladığım kadarıyla sonuç Yıldız Hanım ve ekibinin zaferiyle sonuçlandı.

Nejat Baykuş: Arada fark olmadığı ve neyi değiştirmeye aday olduklarının belli olmadığı şeklinde bende birkaç yazı okudum sosyal medyada. Ancak bu konuda Murat Bey’in de, böyle düşünenlerin de Kaffed Değişim Hareketi’ndeki arkadaşlara haksızlık ettiklerini düşünüyorum. Sonuçta KDH seçimden bir süre önce mevcut yönetimden rahatsızlıklarını ve hangi konularda değişiklik yapmak istediklerini hem söylem bazında hem de kurumsal anlamda net bir şekilde açıkladılar. DÇB ile ilişkiler bu konuda en çok tartışılan konuydu ama bence deklarasyonlarında daha birçok konuda da çok net ifadeler vardı.

Murat Özhan: DÇB konusunda da net değillerdi bence ama kazanamamaları isabet olmuş açıkçası. Sonuçta anavatan ile ilişkilerin kopma tehlikesi vardı kazandıkları takdirde.

Raşit Yavaş: Benim bu konudaki düşüncem Kaffed’de statükonun kazandığı yönünde. Yıllardır süregelen köhne yönetim anlayışının devam edeceğini düşünüyorum bundan sonra da. Anavatan ile ilişki kurmayı DÇB ile ilişki kurmak olarak anlayanların düştüğü duruma da acıyorum açıkçası. KDH kazansaydı ne olurdu bilemiyorum tabi ama “ne söylediklerini anlayamadım” demek için okuma yazmayı bilmemek gerekiyor sanırım.

Murat Özhan: Yine başladı hakaretler. Mümtaz Şahsiyet, yine sessizsin. Ne demek okuma yazmayı bilmemek. Böyle bir üslup olabilir mi?

Mümtaz Şahsiyet: Bu konunun ciddi tartışmalara sebep olacağını biliyordum açıkçası ama bu kadar erken başlayacağını tahmin etmemiştim. Raşit Bey üslubumuza biraz dikkat edersek çok iyi olur.

Raşit Yavaş: Dediklerimde hakaret yok. Olsa olsa söylediğime dokundurma denebilir. Bu kadar alıngan olmaya da gerek yok bence. Adamlar sayfalarca metin yazmışlar ama siz hala “ neyi değiştirmek istediklerini anlamadım” diyorsanız kusura bakmayın, ya okuma bilmiyorsunuz yada manipülasyon yapıyorsunuzdur. Manipülasyon yapmak daha ağır bir ifade olduğu için okuma bilmiyorsunuz dedim…

Murat Özhan: Neyse bu konuda olgunluk gösterip uzatmayacağım ama yapılan bir ayıp Mümtaz Şahsiyet. Sonuç itibariyle iki listede bir kampanya yürüttü ve seçimi Yıldız Hanım kazandı. Kendisini buradan tekrar tebrik ediyorum. Bundan önce olduğu gibi mevcut yönetimin anavatan ile ilişkileri geliştirmek için çanla başla çalışacağına da şüphem yok. Adıgey Cumhuriyeti ayağında zaten bir sorun gözükmüyor, oldukça sağlıklı ilişkiler geliştirilmiş durumda. Bunu Kumpıl’ın Türkiye ziyareti ve Yıldız Hanım ve ekibinin Kafkasya ziyaretinde net bir şekilde gördük. Kabardey Balkar’da ise DÇB’den kaynaklanan bazı sıkıntılar var. Ama bunların da bu dönemde aşılacağını ve sağlıklı bir ilişki biçiminin geliştirileceğini düşünüyorum.

Raşit Yavaş: Statükonun devamında hayır görenlerin “değişim” kavramını anlamamaları da normal tabi.

Murat Özhan: Değişimi değil mevcudu onayladı sonuçta delegeler Raşit Bey. Demokrasiye inanıyorsak saygı duymak gerekmiyor mu? Hem siz Kaffed üyesi de değilsiniz niye bu kadar değişim hareketini savunuyorsunuz anlamadım açıkçası.

Raşit Yavaş: Kurumlarınıza kim üye, kim değil ondan bile haberiniz yok sizin. Otuz yıldır Kaffed’e bağlı en büyük derneklerden birisinin üyesiyim ben Murat Bey.

Mümtaz Şahsiyet: Kişisel atışmalarınız bittiyse devam edelim beyler. Sen ne diyorsun Sinef Kaffed seçim sürecine ve sonuca.

Sinef Kayan: Öncelikle şu seçim sonuçları için dillendirilen “toplumumuz kazandı” cümlesine ifrit olduğumu söyleyerek başlayayım. Bunu bazı KDH taraftarlarından da duydum. Bu seçim sonuçlarına göre toplumumuz kazandıysa siz niye aday oldunuz diye sorarlar insana öyle değil mi? Murat Bey’in söylediği “neyi değiştirmek istediklerini anlamadım” cümlesi de çok ayıp bir cümle. Kaffed Değişim Hareketi’ni destekleyen arkadaşlar nelerden rahatsızlar ve dertleri ne çok net ifade etmişler yazdıkları metinlerde. Yapabilirler miydi seçildikleri takdirde? Bu ayrı bir tartışmanın konusu. Ama bende büyük çoğunluğunu gerçekleştirmelerinin zor olduğunu düşünüyorum. Ama mevcut statükodan daha iyi bir liste olduklarına da şüphem yok.

Murat Özhan: Kadro konusunun açılması güzel oldu. Kadro hareketiyiz diyen bu grup birçok benzemezi içerisinde barındırıyor, buna ne diyeceksiniz? Birleşik Kafkasyacı var içlerinde, Kaffed’e bağlı derneklerde başkanlık yapmış olanlar var, hatta Kafkasya Forumu üyeleri bile var. Bu ekip nasıl birlikte karar verecek de iş yapacak. Bu kadro kazansaydı “toplumumuz kaybetti” derdik esas. Kaffed düşmanlarının dahi bulunduğu bir listeden bahsediyoruz burada.

Nejat Baykuş: Kaffed düşmanı kim vardı içlerinde bilmiyorum ama birçok farklı siyasetten gelen, özellikle gençlerin Kaffed gibi bir kuruma aday olmalarını olumlu buluyorum ben. Belli noktalarda ortaklaşmış insanların ne kadar farklı fikriyatları olsa da birlikte hareket etmeleri de demokrasinin gereği değil mi zaten.

Sinef Kayan: Ben söyleyeceklerimi bitirseydim arkadaşlar. Seçim sürecinde ortaya atılan kavramların önemli olduğunu düşünüyorum ben. Mesela KDH diyor ki; Kaffed şeffaf değil biz şeffaf hale getireceğiz. Bu çok önemli bir vurgu bence Kaffed için.

Murat Özhan: Neyi şeffaf değilmiş Kaffed’in? Sonuçta bütün Yönetim Kurulu kararları paylaşılıyor kamuoyuyla.

Sinef Kayan: Yapmayın Allah aşkına. Rusya konsolosuyla 21 Mayıs etkinlikleri konusunda istişare yapmış (bu cümledeki garabeti gündem bile etmiyorum), bunu haberleştirmiş ama nasıl bir istişare yaptığını kamuoyuna açıklamamış bir kurumdan bahsediyoruz. “DÇB toplantısına katılınmayacak ilişkiler askıya alınacak” kararı alındıktan sonra DÇB toplantısına katılınıp bunun aylar sonra açıklandığı (gerekçesiz olarak) bir kurumdan bahsediyoruz. Bu kadar da aptal muamelesi yapılmaz insanlara. Şeffafmış Kaffed, buna çocuklar bile güler de neyse konumuz sadece şeffaflık değil. Başka bir kavram “hak temelli yönetim”. Bu çok önemli ve ağır bir iddia aslında. Sanırım daha sonrada Yıldız Hanım’ın kadrosu da benzer bir ifade kullandılar. Hak temelli yönetim demek sadece kendisinin hakkını hukukunu savunmak değil ülkedeki ya da Kafkasya’daki tüm insan hakları ihlallerine tepki vermeyi gerektirir. Bakın daha bugün bu ülkede 3 seçilmiş belediye başkanı görevden alındı. İşkence ve hak ihlalleri hat safhada. İmza attıkları bir bildiri yüzünden yüzlerce akademisyen işlerinden oldu. Kürtlere ve siyasi yapılarına yapılanları saymaya burası yetmez. Hak temelli yönetim bunların hepsine tepki verebilmeyi gerektirir ki, çok değerlidir. Bu konuda KDH, eğer seçilseydi ne kadarını yapabilirdi kestiremiyorum açıkçası. Ama Yıldız Hanımın listesinden bu tarz çıkışlar yapmalarını beklemeli delegeler bence. Çünkü benzer bir kavramı kendisi de kullandı.  

Farklı kesimlerden gelen kişilerin KDH’da nasıl iş yapacakları konusu ise siyasetten ya da sivil toplumdan hiç anlamadığımızı gösteriyor bana kalırsa. Ortaklaşılan ilkeler olur STK’larda ya da siyasi yapılarda. Bu ilkeler çerçevesinde ise farklı düşünen insanlar faaliyet gösterirler. Bu anlaşılması ve yapılması zor bir şey de değildir.

Murat Özhan: Çerkeslerin kendi öncelikleri var. Birçok konuda daha kendi haklarından bihaber bir kitlemiz var. Bir öncelik sıralaması olmalı bence kurumların.

Nejat Baykuş: Ben Sinef’in dediklerine şöyle bir soruyla karşılık vereyim müsaadenizle? MHP’lisi olan, CHP’lisi olan, Ak Partili’si olan hatta eski yöneticisi İyi Parti’de bir dönem üst düzey yönetici olan bir kurumdan KHK’lerle yada Kayyumlarla ilgili açıklama yapmasını beklemek fazla değil mi sizce de? Ben bu hak temelli yönetim anlayışının ne demek olduğu konusunda iki grubunda fazla bilgisi olmadığını düşünüyorum. Eğer ne dediklerini biliyorlarsa kendi kitlelerinden bi haberler ki bu daha vahim bir durum.

Sinef Kayan: Çok haklısınız Nejat Bey, kesinlikle sonuna kadar katılıyorum dediklerinize.

Raşit yavaş: Bu günü tarihe yaz Mümtaz Şahsiyet. Sinef birine sonuna kadar katıldı.

Sinef Kayan: Bu eleştiriyi Hak Temelli Yönetim cümlesini gördüğüm gibi KDH’den bir arkadaşımı arayarak kendisine yapmıştım.Onlarda seçilseydi çekingen davranacaklardı bu konularda bence. Bu Kaffed gibi bir kurumda mümkün bir şey değil çünkü. Onun için diyorum, sadece Kaffed de değil bütün dernek ve federasyonlar siyaset yapmasın diye. Demokrat bir siyaset yapamazlar çünkü bu kurumlar. Devletin yamacında huzur içinde yaşayan bir kitleye devleti eleştirebilen bir siyaset yaptıramazsınız. Devletin yamacında siyaset de Türkiye’de demokrat ve hak temelli bir siyaset olmaz.

Murat Özhan: Ne yapalım yani Sinef? Bu kadar sorunu varken Çerkeslerin devletle kavga mı edelim? Bazen gerçekten anlamıyorum seni?

Sinef Kayan: Siz kavga falan etmeyin, edemezsiniz de zaten. Kurumlarınızın sosyalizasyonu da kurumsal yapısı da buna uygun değil zaten. İlla kavga etmekten de bahsetmiyorum. Birisi demişti yıllar önce bir sohbette “ Çerkesler devletin karşısında zaten duramaz da en azından biraz uzağında durabilseler bari” diye.

Nejat Baykuş: Bende bu cümleyi çok tuttum Sinef. Harika bir tespitmiş.

Sinef Kayan: Devletin çeperinden uzakta bir siyaset yok diasporada. Mevcut kurumsal yapılarla bu zaten olmaz, olamaz. İster değişim hareketi gelsin yönetime ister başka bir grup. Bu kurumlar siyaset yapmak üzere dizayn edilmemiş, sosyolojisi buna uygun değil. Sosyolojiyi dönüştürmek için bir çaba da yok ortada. Mevcut kurumların ötesinde bir söylem üretilmeli ve örgütlenmeli diasporada. Demokratik bir kimlik siyasetinden bahsedeceksek eğer bu ancak ve ancak devletin söylemine ve eylemine muhalefet ederek mümkün olabilir. Sizi istediği gibi şekillendiren iki devlet var karşınızda ve siz bunların çeperinde hatta bunlarla ilişkide bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz. Buradan bağımsız herhangi bir siyaset çıkmaz. Bunu anlamak bu kadar zor olmasa gerek.

Raşit Yavaş: Neyapalım yani Sinef, kapatalım mı bütün kurumları, bunu mu öneriyorsun?

Sinef Kayan: Hayır, niye kapatacaksınız. Sosyal ve kültürel faaliyetler için kurulmuş ve dizayn edilmiş yapılar dernekler. Bu alanlarda faaliyet göstermelerinde hiçbir mahsur yok. Aksine ciddi faydaları da olur. Düşünsenize; kültürün ne olduğunu bilinciyle sosyal dayanışmanın sivil formlarının araştırıldığını ve bunlar üzerine sosyo kültürel bir söylem inşa edildiğini derneklerde. Bu söylem üzerine yapılacak faaliyetlerle çığır açabilir dernekler diasporada.

Anadil meselesinde siyasi olmayan bir projesi vardı mesela KDH’nin. Bence tartışılması gereken bir işti. Umarım birileri ciddi bir şekilde ele alırlar bu projeyi tekrar.

Siyaset için sadece propaganda alanları olabilir dernekler yoksa siyaset üretemezler. Siyaset mevcut yapılar dışında üretilebilecek bir şey diasporada. Neyse konuyu fazla dağıtmış olmayım ben.

Mümtaz Şahsiyet: Bundan sonra Kaffed’de neler olacak peki sizce?

Raşit Yavaş: Ben sonda söyleyeceğimi başta söyledim zaten. Statüko kazandı değişen hiçbir şey olmayacak.

Murat Özhan: Bence her şey çok daha güzel olacak. Anavatan diaspora ilişkileri daha sağlam bir zemine oturacaktır önümüzdeki dönemde. Bence Yıldız Hanım olgun tavrıyla DÇB ile önceki dönemde gerilen ilişkileri de düzeltecek ve diasporada ciddi bir sinerji oluşturacaktır.

Nejat Baykuş: Ben seçim sonrası yapılan insan hakları konulu panelin ilginç bir çıkış olduğu kanaatindeyim. Biliyorsunuz bu toplantıya Kabardey Balkar İnsan Hakları Merkezi Başkanı Valeri Hatajuko da Kaffed’in davetiyle katıldı. Bunun sembolik anlamda önemli olduğu kanaatindeyim. Sonuçta Kafkasya’dan DÇB dışında bir kurum ile ilişkilenmiş oluyor Kaffed. Valeri Hatajuko’nun da DÇB ile ilişkilerinin ne derecede olduğu biliniyor. Ayrıca Rusya’da da takdir edilen bir İnsan Hakları aktivisti kendisi. Bu cesur çıkışlarından dolayı Yıldız Hanımı ve ekibini tebrik etmek lazım. Kaffed yöneticisi olarak bu daveti gerçekleştirmek oldukça önemli. Belki de önümüzdeki dönem için bir politika değişikliğinin işaretidir bu.

Raşit Yavaş: Çok iyimsersin bence Nejat. Sembolik bir PR çalışması bence bu. Bundan sonraki icraatlarına bakmak lazım yeni yönetimin.

Sinef Kayan: Ben seçim sonuçlarıyla ilgili başka bir tespit yapmak istiyorum. Söylemleri daha detaylı konuşup tartışmak isterdim açıkçası ama sanırım yerimiz de daralıyor. Onun için şunu söyleyeyim şimdilik. KDH Yıldız Şekerci’nin listesine karşı seçim kaybetmiş değildir. Kaffed içerisinde yıllardır var olan ve Rusya ile ekonomik ilişkileri bilinen kliğe karşı kaybetmişlerdir.

Mümtaz Şahsiyet: Yeni bir tartışma açar bu dediklerin Sinef

Sinef Kayan: Bence mahsuru yok.Bu seçimde Yıldız Hanım’ın kazanmasını isteyen ve bu konuda son günlerde canla başla çalışan bu kliktir. Kaffed tarihinin en kalabalık seçiminin gerçekleşmesi, delege olup hiç seçime gelmemiş insanların dahi seçime gelmeleri, seçimden önce KDH hakkında bir sürü kara propagandanın yapılması vs. hiç kimsenin mi dikkatini çekmedi acaba. Yâda seçim günü salonda en tedirgin olanlar kimlerdi hiç mi dikkat etmediniz? Benim ki sadece çok açık bir tespit. Evet statüko kazanmıştır ve bu Yıldız Hanım’ın statükosu değildir. Kendisi ne yapmak isterse istesin Kaffed içerisindeki bu klik radikal değişikliklere müsaade etmez.  Bu klik varlığını Rusya ile iyi ilişkiler üzerine sürdürür çünkü. Yıllar önce 21 Mayıs’ı barış günü ilan etmeye yeltenenlerle, Soçi Olimpiyatlarında ihale alanlar, Rusya Koncolosluğuyla kurumsal olmayan ilişkileri olanlar ya da girift ekonomik ilişkilere girenler aynı kişilerdir. Sonuç itibariyle kazanan bu kliktir ve ekonomik anlamda önleri açılmıştır.  Umarım KDH’deki arkadaşlar da bunun fakındadırlar.

Bundan sonrası için beklentilerim ile öngörülerim uyuşmuyor açıkçası. Mesela beklentim KDH’nin bir araya getirdiği genç ve nitelikli kadroyla Kaffed dışında formel veya enformel olarak siyasi bir yol belirleyip hareket etmesi ama öngörüm “Kaffed içi muhalefet edeceğiz” diyerek 2 yıl içerisinde sönümlenecekleri yönünde. Yıldız Hanım’ın listesinden beklentim; İnsan Hakları haftasında yaptıkları davetin sembolik olmaması, sivil ve demokrat kurumlarla ilişkide olmaları ve DÇB’yi baz alıp Kafkasya ile ilişki kurmaktan vazgeçmeleri ama öngürüm; “DÇB’yi içeriden değiştireceğiz” masalıyla avunacakları yönünde. Yâda beklentim Kaffed içi klikle mücadele etmeleri hatta bu konuda KDH ile de birlikte çalışmaları ama öngörüm Kaffed içi kliğin yerel deki küçük iş adamcıkları üzerinden Kaffed’e bağlı dernekler üzerinde daha etkin olacağı yönünde..Öngörülerimin değil beklentilerimin gerçekleşmesi beni çok mutlu eder ama pek mümkün gözükmüyor açıkçası…

Mümtaz Şahsiyet: Bütün katılımcılara çok teşekkür ederim arkadaşlar. Bu sayı ile birlikte basılı mecramızı sonlandıracağımıza dair bir bilgi aldım Yayın Kurulu’ndan ama daha teyit ettiremedim.

Raşit Yavaş: Kapanıyor mu yani Mızağe?

Mümtaz Şahsiyet: Yok, sanırım kapanmayacak ama web sitesi üzerinden devam edecek. Tartışıyoruz’un devam edip etmeyeceği ile ilgili bir bilgi ulaşmadı henüz bana. Umarım web üzerinden de olsa tartışmaya devam ederiz…

Görüşmek dileğiyle…