Bir Takvim Hikayesi

Jankat Yelbaşı

2000’li yılların başı, henüz gençlik komisyonunda olduğumuz zamanlardı. Yapacağımız her etkinlik için yönetim kurulundan, büyüklerden ya da herhangi birilerinden para toplamak yerine komisyonun kendi bütçesi olması ve giderlerin buradan karşılanması gerektiğine karar vermiştik. Nereden para kazanabiliriz diye düşünürken dernek standının gençlik kollarına devredilmesini istedik; bu talebimiz yönetim kurulu tarafından olumlu karşılandı ve standı bize devrettiler

.Hazır aldığımız ürünlerin üzerine ufak kârlar koyarak bir süre devam ettik fakat istediğimiz bütçeyi oluşturmaya yetmiyordu kazancımız; kazandığımızı tekrar stant malzemesi almak için harcadığımızda elimize kalan para, yapmak istediklerimizi karşılayacak ölçüde değildi. Bunun üzerine kendi stant malzemelerimizi kendimiz üretmeye karar verdik; böylece maliyetleri düşürmeyi, bir taraftan da hiç bir yerde olmayan kendimize ait özgün tasarımlar yaparak satışları artırmayı hedeflemiştik. O zamanlar şimdiki gibi çok fazla seçenek yoktu, olanlarda hep aynı figürlerin görsellerin kullanıldığı ürünlerdi.

Ben, lise öğrencisi olduğum yıllarda, bir etkinliğimize şehir dışından gelen bir stanttan Adıge bayraklı bir yüzük almıştım. Bir ziyaret sırasında babamın rahmetli halası yüzüğümü görüp, “Sen yüzük mü takıyorsun? Ne de güzelmiş senin yüzüğün,” deyince, “Hala sen bu yüzüğün ne olduğunu biliyor musun? Bu bizim bayrağımız, Çerkes bayrağı bu,” dediğimde, “Bizim bayrağımızda mı var, biz hiç bilmiyorduk,” diye daha da dikkatli incelemeye başlamış; odada bulunan diğer halalarımda bakmak istemişlerdi “bizim” bayrağımıza. O gün düşünmeye başlamıştım, gençler ve belli bir yaşın altındakiler biliyordu ama yaşlılar bilmiyorlardı bayraklarımızı; ne yapıp edip her eve sokmamız, herkese öğretmemiz gerekiyordu bu bayrakları. Bu sebeple ilk tasarlayıp ürettiğimiz ürünler bayraklar oldu. Çeşit çeşit bayrak çıkartmaları hazırladık, hatta Amerikan bayrağının kartallı formunu alıp Adıge ve Abhaz bayraklarına uyarladık.

Tasarımlarımızı hemen derneğin arka sokağında bir reklam firmasında çalışan Tebruko Tamer’le yapıyorduk. Tamer çok iyi program kullanıyor, anlattıklarımızı, kafamızdakini ortaya çıkartana kadar yılmadan çalışıyordu. Gece dernekten çıkıp hemen arka sokağa Tamer’in çalıştığı reklam ajansına gidiyor, sabahlara kadar kavga gürültü tasarım yapıyorduk; ajansın sahibi de sağ olsun alışmıştı artık, gayet normal karşılıyordu bu durumu.

Bir akşam yine Tamer’in ofisine gittim, yıl sonu yaklaşıyordu ve bizim takvim tasarlamamız gerekiyordu çünkü takvim her evin ihtiyacı olan, hem kolay satılan hem de iyi kâr bırakan bir üründü. Dernekten çıkarken daha önce bültenin kapağına basılan, benimde çok beğendiğim ve mutlaka bir yerde kullanmak istediğim, Çerkeskalı atlı bir grubun ve kartal figürünün olduğu resmi yanıma aldım. Resmi Tamer’e gösterip bunu, Adıge ve Abhaz bayraklarını birlikte kullanalım dedim çünkü Eskişehir’de yoğun bir Adıge ve Abhaz nüfusu, Çerkes şemsiyesi altında beraberce uyum içerisinde yaşıyor ve bu kardeşliğe gerçekten çok önem veriyorlardı. Çoğu kişinin ya annesi Adıge babası Abaza ya da tam tersiydi. Çok büyük bir kesim için bu halen bu şekilde devam ediyor. Fikir jimnastiği yaparken Tamer Windows’un bir trafoya yıldırım düşen ekran koruyucu resmini açtı. Bizim atlıları onun üzerine yerleştirdi, sonrada internetten yüksek çözünürlüklü bayrak görseli aramaya başladı. Bulamayınca Adıge bayrağını programda çizdi ama Abhaz bayrağını çizmek zordu. Tamer hem çok akıllı hem de pratik zekâlı bir arkadaşımızdı. Hemen ajansın o zaman için son teknoloji olan fotoğraf makinasını aldı ve ellerinizi açın dedi. İçimizde eli en düzgün olan Tobike Soner’di. Soner’in elinin fotoğrafını çekip Abhaz bayrağını da hazırladı (bu geceden sonra, yaptığımız tüm Abhaz bayraklarında uzunca bir süre Kabardey Soner’in eli vardı).Bayraklar yukarıda, atlılar aşağıda; fena bir tasarım olmamıştı ama hâlâ bir şeyler eksikti. Bayraklar havada kaldı diye konuşurken içimizden biri,“Ne yapalım, bayrak direğimi dikelim?” diye yarı şaka bir laf attı ortaya, sonrasında “Evet ama direk değil, kama dikelim,” fikri çıktı. Kamaları nerden bulacağız diye düşünürken, yanlış hatırlamıyorsam, Bursa BKD’nin web sitesinde olduğu aklımıza geldi. Oradan da kamaları alınca tasarımımız tamamlanmış oldu.

O günün şartlarına ve tasarımlarına göre oldukça iyi görünüyordu, bu takvim satardı. İlk hazırladığımız takvim Çerkes bir ressamın resimlerinden oluşan, yanlış hatırlamıyorsam dört yapraklı, bizce oldukça farklı özgün ve sıra dışı bir çalışmaydı çünkü bize bu yakışırdı ama halk bizim sanata verdiğimiz değeri anlamamış, istediğimiz satışı yapamamıştık. Fakat bu sefer farklıydı; Çerkes kaması vardı, kartal vardı, Çerkeskalı atlılar vardı, eh bayraklarda vardı daha ne olsundu. O sene takvimimizi bastık ve oldukça iyi sattık, hatta tasarım o kadar tuttu ki sonraki yılda takvim kısmını çıkarıp resim olarak da ayrıca sattık. Yıllar geçtikçe o tasarım her tarafa yayılmaya başladı; sadece Türkiye’de başka derneklerde değil, Ürdünlü birilerinin hazırladığı bir videoyu izlerken, Amerikalı birilerinin hazırladığı bir klibin sonunda yani farklı farklı diasporalarda da benimsendi kullanılmaya başladı.Aradan geçen bu kadar zamana rağmen hâlâ pek çok kişi bu tasarımı sosyal medyada paylaşıyor, profil yada kapak fotoğrafı olarak kullanıyor. Tasarım çok mükemmel olduğu ya da bulunmaz bir tasarım olduğu için değil tabii ki. O resme bakanlar Adıge ve Abazalar özelinde tüm Kafkas halklarının kardeşliğini gördüğü için. Abhazya’da hiç çekinmeden canını veren Adıge gönüllüler İbrahim Navurjan’ı, Huade Adem’i gördüğü için. Eskişehir’den Bahadır’la beraber yola çıkan Aslan Thastoka’yı, Sijaje Mehmet’i ve daha nicelerini gördüğü için.

Bu gün kendilerine başka başka kardeşler bulmaya çalışanlara, kendi bayraklarına hakaret edenlere, kendi tarihsel simgelerini görmezden gelenlere, çarpıtanlara, saptıranlara inat o bayrakları yan yana görüp, birlikte kullanıp ne olursa olsun bu kardeşliğin bozulmayacağına olan inancını paylaşıyor.Birbirlerini bir elin parmakları, aynı annenin evlatları, aynı ağacın kökleri gibi gördükleri için…

EsKafGençKom 2004 Yılı Takvim Tasarımı