Bir Pşıyı Kimler Öldürebilir?

Abidin İnci

XVII. yüzyıl Kabardey’inde bir pşıyı öldürmek ve toplum nezdinde bu eylemi meşru hâle getirmek nasıl mümkün olabilirdi? Bu yazının amacı, Noguma Şora’nın Adıge Halkının Tarihi adlı kitabında bahsettiği Pşı Hat’oxhuşşıkhue ile Pşı Şuwjjéy arasındaki iktidar mücadelesini temel alarak bu soruya cevap verebilme ve bir “cinayet” üzerinden toplumsal sınıflar arasındaki yasaların nasıl işlediğini anlayabilme çabası olacaktır. Temel aldığımız metnin söylencelere dayandığı, bu nedenle gerçeklikle efsanenin iç içe geçmiş olabileceği gibi bir itiraz gelebilir. Öyle olsa bile metin, tek başına, ele aldığımız konunun kitabın yazıldığı dönemde Kabardey toplumunun hafızasında nasıl yer ettiğini göstermesi açısından önem taşır.

Metinde bahsi geçen yaşlı PşıŞuwjjéy’in kim olduğunu bilemesek de PşıHat’oxhuşşıkhue XVII. Yüzyıl’ın ortalarında hüküm sürmüş tarihsel bir kişilikti. Hat’oxhuşşıkhue’nın babası Gazi XVII. Yüzyıl’ın hemen başında Yidar Temrıkhue’nın oğullarını ortadan kaldırarak Moskova destekli hizbin Kabardey’deki etkinliğine son vermişti. Yüzyılın ortasına gelindiğinde oğlu Hat’oxhuşşıkhue, Alıcıkhuelar ile birlikteKabardey’de ellişer köye sahipti.[1]Noguma, eserinde tarih olarak böyle bir döneme yerleştirdiği Hat’oxhuşşıkhue ile yaşlı Şuwjjéy arasındaki iktidar mücadelesini şöyle anlatır:

“ O sıralarda Khaziy’in oğlu Prens Hat’oxhuşşıkhue, Khaberdéy prensleri, soyluları ve halkı arasındaki yaşlı Prens Şuwjjéy’in başlattığı soğukluğu, çekişmeleri ve düşmanlıkları sona erdirmek için, durdurak bilmeden, bütün gücüyle ve kararlılığıyla çaba gösteriyordu. Akıllı, tutarlı ve kararlı tutumu sayesinde, tek bir yaşlı prensin yönetiminde yaşamanın herkesin yararına olduğunu kabul eden hemen herkesi yanına çekti. Sonra, büyük halk çoğunluğunun isteğiyle yönetimi ele aldı, prensler arasındaki anlamsız çekişmeleri sona erdirmek amacıyla oldukça acımasız ve sert bir yönetim sergilemeye başladı. Onun ilk kararı, kötü amaçlar peşinde koşan, hep sorun çıkaran prenslerin, özellikle Jansexhu’lerleBéslhanların ve başka bazı ailelerin hiç kimse kalmamacasına yok edilmesiydi. Birkaç yüz atlı alarak, söz dinlemeyen prensleri katletmeye başladı.İlk önce iki kardeş olan Batırşe ile Batırbiy’i katlettiler. Sonra başka iki kardeş olan Janborimes ile Janborisxhan’ı, atalıkları ile birlikte saklandıkları bir mağarada boğdurdular.[2]

Söz konusu Jansexhuler ve editöre göre yanlışlıkla Béslhanlar diye yazılan Şşocenokhueler, Prens Hat’oxhuşşıkhue’nın amca çocuklarıdır.İktidar içinyürütülen bu ölüm kalım mücadelesi aile içine sıçramıştır.Diğer yandan Şuwjjéy’in akrabaları Batırşe, Batırbiy, Janborimes ve Janborisx öldürülmesine rağmen pşılar arasında oldukça güçlü olan yaşlı Şuwjjéy ortadan kaldırılamamıştır.

“O ihtiyar, akrabalarının öldürülmüş olması yüzünden iyice kızmış ve öfkelenmiş olduğu hâlde, öcünü almak için fırsat bulamadan bir süre geçtikten sonra, Prens Hat’oxhuşşıkhue’nin bulunmadığı bir zamanda –O, iki kardeşi Jambot ve Mısost ile birlikte Osetinlere gitmişken– Prens Şuwjjéy, şöyle can sıkıntısını giderecek biçimde eğlence olmak üzere, Prens Hat’oxhuşşıkhue’nin en sevdiği gözde pehlivanı Sozerıhe de dâhil olmak üzere pehlivanları özel olarak ayrılmış bir yerde toplayarak güreştirmeleri için emir verdi, galip gelene armağan vereceğini de vadetti. Sozerıhe ortaya davet edilip bütün rakiplerini yendikten sonra Prens Şuwjjéy yanına yaklaşarak onu uzun ve keskin bir bıçakla bıçakladı ve cesedini gizlice defnetmelerini emretti.”[3]

Böylelikle Hat’oxhuşşıkhue ileŞuwjjéy arasındaki mücadele, söylencenin başındaki gibi yüzlerce atlı ile “er meydanında” geçen bir mücadele olmaktan çıkarak entrikalar ile yürütülen bir mücadeleye dönüşmektedir. Hat’oxhuşşıkhue Kabardey’e dönüp Sozerıhe’nın ölümünü öğrendikten sonraki olayların gelişimi bunun en güzel örneğidir:Prens Şuwjjéy’i aynen kendisinin yaptığı gibi hile ile öldürerek pehlivanının öcünü almaya karar verdi. Bir gün maiyetindekilerle birlikte sanki onunla barışmak, dost olmak için gitmiş gibi bir görüntü vererek evine konuk oldu. Gayet dostça sohbet edip birçok konuya değindikten sonra Prens Hat’oxhuşşıkhue, her zaman için PrensŞuwjjéy’den razı ve hoşnut olduğu, ona karşı bir kardeş sevgisi beslediği konusunda onu inandırmaya başladı. Duyduğu bu güzel sözlerden etkilenen ihtiyar Prens Şuwjjéy, buna cevap olarak kardeşliklerini pekiştirmek, yeminlerine sadık kalmak için eskiden olduğu gibi Julat’a gidip orada birlikte yemin etme, orada ok kırma töreni yapmalarını önerdi. Beriki de kabul edince gün kararlaştırıp randevulaştılar. Buna rağmen kurnaz Prens Hat’oxhuşşıkhue kimseye haber vermeden yalnız yola çıktı, kararlaştırdıkları yere geldi, atından indi, Tetertup huzurunda namaz kıldı, Prens Şuwjjéy’i öldürüp pehlivanının intikamını almaya yemin etti ve okunu kırıp bıraktı. Ertesi gün Prens Şuwjjéy ile birlikte tekrar aynı yere geldi, hile ile onun okunu da birlikte kırdı ve birer hizmetkârlarıyla birlikte geri döndüler. ŞecemIrmağı’nın sol yakasına geldiklerinde Hat’oxhuşşıkhue, Şuwjjéy’e orada durup dinlenmelerini, Şuwjjéy’in hizmetkârını atalığı olan Khundéytlere göndererek yiyecekiçecek getirtmesini, o zamana kadar da her ikisinin biraz uyuklayıp kestirmelerini önerdi. Talihsiz ihtiyar bu sözlerde herhangi bir hilekârlık, sahtekârlık görmediğinden gayet uygun buldu ve kabul etti. Hizmetkâr gider gitmez iki prens yattılar. Hat’oxhuşşıkhue uyumadan Şuwjjéy uykuya daldı. Prens Hat’oxhuşşıkhue hizmetkârıyla birlikte kalktı, kılıçla Şuwjjéy’i öldürdü, üzerine yamçı örttü ve doğruca Khundéytlere gitti, khanlarının öldüğünü, Şuwjjéy öldüyse de kendisinin onlara karşı onun yerine geçebileceğini bildirdi. Böylece Hat’oxhuşşıkhue’nın sertliği ve akıllı politikaları sayesinde Khabardeylerdeki kargaşa ve çelişkiler son buldu.”[4]

Hat’oxhuşşıkhue hile ile yaşlı bir pşıyı öldürmüş olmasına rağmen cinayeti gizleme gereği duymaz, üstüne üstlük Şuwjjéy’in akrabası ve destekçisi olan güçlü Khundéytlere giderek Şuwjjéy’i öldürdüğünü haber verir. Böylelikle cinayete toplumsal bir meşruiyet kazandırdığı gibi eğer isterlerse Khundéytler nezdinde Şuwjjéy’in yerini alabileceğini söyleyerek aynı zamanda Şuwjjéy’in iktidar alanını ve ilişkilerini de sahiplenir. Nogumadahi yaşlı Şuwjjéy’in öldürülmesinden neredeyse iki asır sonra bile Hat’oxhuşşıkhue’nin yöntemlerini makul bulmakta, sertliği ve akıllı politikaları sayesinde Khabardeylerdeki kargaşa ve çelişkilerin son bulduğunu söylemektedir.Bununla birlikte Şuwjjéy’in intikamını alabilecek tüm pşıların ortadan kaldırılmış olması,L’akhuel’eş Khundéytler’in isekhanları olan Şuwjjéy’in intikamını almaya yeltenemeyecek kadar güçlerini yitirmiş olmaları da Hat’oxhuşşıkhue’nın bu kadar rahat davranmasında etkili olmuş olabilir. Gerçektende Karden Kelimet’in yazdığına göre Khundéytlerbu tarihlerde iyice güçten düşmüştü, yüzyılın ortasında Hat’oxhuşşıkhue elli köye hükmederken Khundéytler’in elinde sadece dört köy bulunmaktaydı.[5] Buna rağmen Tambiyler, Andzorler, Khundéytler gibi L’akhuel’eş ailelerinin desteğini almak pşıların iktidarını pekiştirdiğinden,Khundéytlerin desteğini almak da Hat’oxhuşşıkhueiçin temsili de olsa önemli olmuş olabilir.

Yine Noguma’nın yazdığına göre,XIX. Yüzyıl’ın başlarına kadar pşıların birbirini öldürmelerini engelleyecek bir kural yoktu.10 Haziran 1807 tarihinde, Kabardey’de büyük hastalığın dinmesinden sonra pşılar arasında kan dökülmesini önlemek için konulan yeni kural ise şöyleydi:“İki prens takışır da biri öldürülürse, öldüren ailede Khundéytlerden bir konuk bulunursa, o konuk orada bulunduğu süre içinde, öldürülenin akrabaları öldüreni öldürme hakkına sahip değildir. Khundéytlerden orada konuk olanın da konukluk süresi en fazla bir haftadır, yani öldürenin hazırlanıp Çeçenya’ya veya başka bir yere sığınabileceği kadar bir süredir.”[6]Kabardey’de bu kural uygulama alanı buldu mu bilmiyoruzancak bu tarihlerden sonra Rus yayılmacılığının etkisiyle Khabardey pşılarının hâkimiyetleri zaten ortadan kalkmıştı.

Diğer toplumsal sınıfların ise pşılar gibi herhangi bir yaptırıma uğramadan cinayet işleyebilme lüksü yoktu. Böyle bir durum ortaya çıktığı takdirde farklı sınıflara mensup kişiler için farklı yaptırımlar vardı. Örneğin “Prensin werkhı ile başka biri bir nedenle takışır da öteki, Prensin werkhını öldürürse Prens, öldürülen werkhının lehine ağırlığını koyar, öldüren, öldürülenin ailesini razı etmedikçe kanı kanla, canı canla karşılatmak için ısrarcı olur. Ayrıca öldürülen her werkh için öldürenin ailesinden her biri dokuz kişilik üç aile alır. Bunlardan ikisini öldürülen werkhın yakınlarına verir, üçüncüsünü kendisine bırakır. Ancak öldürenin dokuz kişilik ailesi yoksa, ailesine de mallarına da el koyar ve herbirini başka başka yerlerde satar”dı. Yada “Çiftçiler, prensin ev hizmetkârlarından (leğunepıt) veya diğerlerinden birini kan davası veya başka bir nedenle öldürürlerse, kural gereği, öldürme nedeniyle bedelini iki insan olarak öderler, biri öldürülenin ailesine, biri de prensine gider” idi.[7]

XVII. Yüzyıl Kabardey toplumu sınıflı bir toplumdu ve iktidar ilişkileri, hukuksal, ahlaki ve benzeri normlar sınıflara göre farklılık göstermekteydi. Kurallar sadece öldürenin değil, öldürüleninde ait olduğu sınıfa göre değişiyordu. Bir soylunun birini öldürmesi, onun iktidarının sürdürülebilir olmasına yarayan meşru bir eylemken daha küçük bir soylu için mal varlığının elinden alınması riskiyle karşı karşıya kalmak anlamına gelebiliyordu. Alt sınıflardan birinin kendisinden daha soylu birini öldürmesi ise tüm ailesi veya sülalesi ile yok edilebilmesi anlamına gelebilirdi.


[1] Kardan Kelimet, KabardeyPşıları’nınTarihi, Nalçik 1997, s. 27

[2]BeçmırzeNegumeŞore, Adıge Halkının Tarihi,Ankara2017, s.121-122

[3]BeçmırzeNegume, age. s.122

[4]BeçmırzeNegume, age. s. 123-124

[5]Kardan Kelimet, agy.

[6]BeçmırzeNegume, age. s.161

[7]BeçmırzeNegume, age. s. 152