Kafkasya’nın Türkiyedeki Yetim Evlatları

Jankat Yelbaşı

Kafkasya, yüzyıllarca süren acımasız, vahşi savaşların, sürgünlerin, soykırımların, tecritlerin coğrafyası. Kafkasya, yüzü bir türlü gülmeyen işgallere, baskılara, sindirme politikalarına maruz kalan halkların coğrafyası.  Kafkasya, dünden bu güne ara sıra durağanlaşsa da, değişmeyen yazgısıyla adı, rejimi değişse de Rusya emperyalizminin en büyük kurbanı.

Çeçenler ise vahşi Rusya emperyalizminin bu coğrafyadaki -bilmem kaçıncı kez- en son kurbanı. Hani şu 1568 yılında başlayan, 1707 yılından 1864’e kadar aralıklarla devam eden Kafkas – Rus Savaşlarında, Kafkasyalılarla beraber vatanını savunmak için savaşan Çeçenler, hani şu 1917-1918 sürecinde, Şimali Kafkasya Cumhuriyeti için Kafkasyalılarla beraber savaşan Çeçenler, hani bazılarının “onlar bizim kadar savaş zulüm görmedi” dediği, 1944’de yüz binlercesi Orta Asya bozkırlarına sürülen Çeçenler, 1989 sürecinde KHK[1]nın kurucularından, fikir babalarından olan Bart[2]hareketini başlatan Çeçenler, KDHK ile birlikte Kıyı Boyu Şapsığ’daki sıkıntılara taraf olup, ‘artık yalnız değilsiniz’ diyen Çeçenler, 1992’de Rusya güdümündeki Gürcistan Abhazya’ya saldırdığında bölük bölük savaşa koşan, zaferde belki de herkesten çok payı olan ama günümüzde politik nedenlerden dolayı lafı bile edilmeyen Çeçenler. Hani şu Tataristan statüsünde özerliğe razı oldukları halde “Bu savaş bize lazım, 2 saatte Çeçenistanı alırız” diyen Rusların karşısında zafer kazanan Çeçenler. Hani şu kazandıkları zaferin bedelini 1999’da başlayan 2. Savaşla ödeyen, 250 bin insanını kaybeden, Rusya’nın dezenformasyonuyla birinci savaşta aldıkları desteği yitiren, kendi insanlarının, Kafkasyalıların büyük çoğunluğunun sırtını döndüğü Çeçenler. Hani bugün bir kısmının vatanının özgürlüğü ve bağımsızlığı için savaşma suçundan, kendi anavatanında hayatta kalma şansı olmadığı için farklı ülkelere sığınmak zorunda kalan, iade edildiğinde faili belli, hesabı sorulamaz cinayetlere kurban edilme tehlikesiyle karşı karşıya yaşayan Çeçenler.

Milyonluk Kafkas diasporasının yaşadığı Türkiye’de 15 yılı aşkın süredir oturma, çalışma izni gibi en temel hakları elde edemeyen ya da bin bir güçlük ve sürüncemelerle elde eden, iş bulamayan, buldukları işlerde üç kuruş paraya çalıştırılıp daha sonra da çalışma izinleri olmadığı için paralarını bile alamayan ama sınır dışı edilme korkusuyla seslerini çıkaramayan, uzun yıllar İstanbul’da çeşitli kamplarda insanlık dışı şartlarda yaşamak zorunda kalan, 3-5 sene önce bir kısmının her an kapı dışarı edilme korkusuyla yaşadıkları, belediye tarafından kâh elektriklerinin kâh doğalgazlarının kesildiği, halen kişisel siyasi bağlantılarla oturabildikleri İzmit İlimtepe’ye yerleştirilen, bir kısmı da hayırseverlerin bağışları ve kendi imkânlarıyla yaşamaya çalıştıkları İstanbul Başakşehir’de, geçtiğimiz yıllarda sıklıkla televizyonlarda suikast haberleriyle yer bulan, Kafkasyalıların büyük kısmının sırtını döndüğü, kulaklarını tıkadığı Kafkasyalı Çeçenler.

Mazlumların sesi, kimsesizlerin kimsesi olmak şiarıyla yola çıkanların önce yok saydıkları, sonra unuttukları, bugün ise politik çıkarlar uğruna kanunları[3]hiçe sayarak kadın, çocuk, yaşlı, hasta demeden geri gönderme merkezlerine topladıkları Çeçenler.

Hiç bir suça karışmadıkları halde, oturma izni olanların bile her an geri gönderilme korkusuyla yaşamaya başladığı, Türkiye’nin çeşitli illerinde geri gönderme merkezlerinde toplanıp çaresizce akıbetlerini bekleyenlerin şimdilik[4]sonuncusu AptiTovzaraliev. Üç abisi Rusya işgaline karşı yurdunu savunurken şehit olan, önce Azerbaycan’a daha sonrada Türkiye’ye gelen AptiTovzaraliev. 3 yıl önce beynindeki tümör nedeniyle ilk ameliyatını, 1 ay önce de ikinci ameliyatını geçiren 29 yaşında kendi başına yemeğini bile yiyemeyen engelli bir genç, bu satırlar yazıldığı sırada, Çatalca geri gönderme merkezinde akıbetini bekliyor. Belki de bu yazının yayınlanacağı dergi basılana kadar geri gönderilmiş olacak.

AptiTovzaraliev, Türkiye Cumhuriyeti yasalarında suç unsuru oluşturacak hiç bir eylemde bulunmadı; aynı, geri gönderme merkezlerinde tutulan diğer Kafkasyalı kadın ve çocukların çoğu gibi. Kaldı ki hakkında en ufak bir suça karışma ihtimali olan kişiler, Kafkasder[5]tarafından ince elenip sık dokunarak belirleniyor ve masumiyetinden emin olunmayan hiç kimse gündeme getirilmiyor bile. Bu gün geri gönderme merkezlerinde tutulanların neredeyse tamamı, vatanının bağımsızlığı için Rus işgaline direnen şehitlerin yakınları. Kendi toprağının bağımsızlığı için mücadele etmek suç değil – hadi diyelim ki muktedirlere göre bu bir suç – bir suçlunun yakını olmak da mı suç? Suç bireysel bir şeydir ve sadece suçu işleyen mesul tutulup cezalandırılabilir, yakınları değil, hele hele çocukları hiç değil. Bu durumda Apti ve onunla bu gün aynı kaderi paylaşanlar, masum ve mazlumlar. Bu ülkenin vicdan sahibi insanları, masumların ve mazlumların zulüm görmesine razı olmamalılar. Sadece Apti için değil (belki birileri Apti için çabalayanların sesini duyacak ve AptiTovzaraliev bu dergi yayınladığında özgürlüğüne kavuşmuş olacak); bugün geri gönderme merkezlerinde tutulan tüm masum mülteciler için, dün ArubikaSüleymanova’nın bu gün AptiTovzaraliev’in yaşadıklarını yarın başkaları yaşamasın diye, bu zulüm son bulsun diye, hukuken de vicdanen de doğru olan gerçekleşebilsin diye…

“Mazluma ihanet etme…”


[1]Khk: Kafkas Dağlı Halkları Birliği (KDHB), Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu (KDHK), Kafkas Halkları Konfederasyonu (KHK), 1989 Ağustos’undan itibaren Kafkasya’da, Rusya Federasyonu’nda, tüm dünyada ve Kafkas diasporasında büyük ölçüde tanınan, tartışılan “ve yirmi kadar siyasal hareketi bünyesinde toplamış olan etkili” en önemli siyasi-toplum örgütlerinden birisiydi. Bkz.samsunbkd.org

[2]Bart: 1989 yılının Temmuz ayı sonunda kuruldu. Çeçenistan’ın bağımsızlığı mücadelesinin lokomotifi durumundaki “Bart” (birlik) örgütü, ülkenin ilk siyasal gruplarındandır. Kurucuları arasında ZelimhanYandarbiy, Seyit Hasan Ebumüslim, İsa Arsemik, Musa Temiş, Bek Mecid, MahradzinKatto, Lema Usman, MovladiUdug’unda bulunduğu hareket Kafkasya Dağlı Halkları Birliği’nin (25-26 Ağustos 1989 kuruluşunda aktif olarak yer aldı bkz: Bağımsızlığın Eşiğinde, ZelimhanYandarbiyev

[3]Yabancılar ve uluslararası koruma kanunu (Kanun No. 6458 Kabul Tarihi: 4.4.2013) / Geri gönderme yasağı / MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamındaki hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez.

[4]Aydın, Ayvacık, Çatalca, Edirne, İzmit, Kırklareli, Muğla, Silivri Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezlerinde 12 si kadın, 21 i çocuk, 19 erkek olmak üzere toplam 52 kişi iade edilmek üzere gözaltında tutuluyor. (kafkasder)  

[5]Kafkasder:  Çeçen Kafkas Muhacirleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği. Ocak 2017de Türkiye’deki Çeçen mültecilerin kendi imkânları ile kurulan dernek 1990 ve sonrasında Türkiye’ye gelen Çeçen ve Kafkasyalı mültecilerin haklarını korumak, sorunlarıyla ilgilenmek için kuruldu.