DMİTRİYEVSKY DAVASI VE GEÇ GELEN ADALET

Wuneutraa Richkun

Stanislav Mikhaylovich Dmitriyevskiy, Rus-Çeçen Dostluk Topluluğu (Russian Chechen FriendshipSociety) adlı örgütün liderliğini yapmış, Rusya’da ve dünyada oldukça tanınmış bir insan hakları aktivisti.  2004 yılında Pravo- Zashcita adlı gazetede yaptığı yayınlar nedeniyle Rusya ceza mahkemeleri tarafından yargılandı, haksız bulundu ve başkanı olduğu sivil toplum örgütünün kapatılmasına karar verildi.

Geç gelen adalet adalet değildir belki ama hukuk tarihine kayıt düşülmesi bakımından önemli. 3 Ekim 2017 tarihli AİHM kararı ile Dmitriyevskiy’in haklı bulunduğu davanın geçmişini inceleyelim.

Yargılamaya konu olan iki yayın var; birincisi Pravo- Zashita gazetesinde, Ahmet Zakayev’in 2004 tarihinde kaleme aldığı metin: “ Bir yıl önce başlamış olan bir barış süreci, Dubrovka’da (tiyatro baskını) yaşanan trajik olay ile kesintiye uğradı. Bu trajediden kimin sorumlu olduğuna dair birçok tartışma olabilir, fakat bundan kimin kârlı çıktığı tartışmasız bir konu.

Bugün, Aslan Mashadov’un yerine, İçkeriya Cumhuriyeti’nin başkanı olarak kendimi Rusya halkına anlatmak istiyorum. Bu konudaki sorunları çözmek için henüz çok geç değil. Fakat bunun için, Rusya halkının barışı bir güç kaybı ya da yolunu kaybetmek olarak görenlerden kurtulması lazım. Bu tür insanlar Kremlin’de olduğu sürece, kan Çeçenya’dan ve Rusya’dan akmaya devam edecektir.

Rusya halkına, başkanlarına rağmen barış elini uzatıyorum. Kimsenin savaşa ihtiyacı yok; sağcının da solcunun da, fakirin de zenginin de. O hariç… Vladimir Putin, Çeçenlere başka seçenek bırakmadı fakat sizin, 2004 Mart seçimlerinde Putin’e karşı oy vererek barış için bir şansınız var. Sizin için de, bizim için de bu gerçek bir şans.”

Bu açıklamayı gazete editörleri, üzerlerindeki baskı nedeniyle, seçimlerden sonra gündeme alabiliyorlar. Her ne kadar Rus halkı tarihi şansını kaçırıp tekrar Putin’i başkan seçmiş olsa da, konunun önemine binaen mektup, seçimlerden sonra yayınlanıyor.

Yargılama konusu olan ikinci makale ise Aslan Mashadov’un Avrupa Parlamentosuna sunduğu mektup.  2004 yılında yine PravoZashita gazetesinde yayınlanıyor. Bu uzun mektupta Aslan Mashadov, Çeçenlerin 1797’de başlayan sürgünlerinin, 20. ve 21. Yüzyılın başlarında gerçekleşen soykırımlarla devam ettiğini açıklıyor. Avrupa Parlamentosuna “Putin rejiminin gerçekleştirdiği soykırımı tanıyın” çağrısında bulunuyor.

Rusya’daki yargılamada, birinci makaledeki “Çeçenya’da ve Rusya’da kan akmaya devam edecektir.” ifadesi ve Putin’e oy vermeme çağrısı, bilirkişiler tarafından tehdit olarak belirleniyor. İkinci makalede, yani Aslan Mashadov’un kaleme aldığı metinde, “soykırım, toplu katliam, işkence, insan kaçırma” gibi faaliyetlerin Rusya devleti, ordusu ve kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiği şeklinde ifadelere yer verilmesi, bilirkişinin dikkatini çekmiş. Aslan Mashadov’un“… Ben içten şekilde inanıyorum ki zaferin ve dünya adaletinin sonucunda, galibiyet Çeçenlerin olacaktır. Aziz Çeçen ruhu, Rusya’nın sayısız istilacılarından ve onun yerel bazdaki suç ortaklarından arındığında, güzel günler gelecektir. Çeçen direnişi, eninde sonunda başarıyla sonuçlanacaktır. Bedeli ne olursa olsun! Dünya üzerinde hiç kimsenin bundan şüphesi olmasın!” ifadesini de tehdit olarak kabul etmiştir.

Dmitriyevsky’nin bu mektupları yayınlaması, Rus politikacıları tarafından teröre destek vermek olarak kabul ediliyor, tabi mahkemeler tarafından da.

Bu veriler doğrultusunda, Rusya’da yapılan yargılama sonucunda suçlu bulunan yayın sahibi Dmitriyevsky, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdı. AİHM, 2017 yılında verdiği kararla, Dmitriyevsky davasında Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru haklarını ihlal ettiğine karar verdi. Elbette bu doğru kararın 11 yıl sonra verilmesi, gerçek zararı telafi edecek boyutta değil. Fakat AİHM’ deki dava yükünün büyük bir kısmını oluşturan ve çok sayıda başvurucunun olduğu ülkenin Rusya olması nedeniyle, mahkemenin iş yükü de oldukça fazla.

Biz yine de tarihe not düşelim; Ekim 2017’de verilen AİHM kararı, Rusya’nın itibarını yükselten gazetecilerin ve aktivistlerin doğru yolda olduğunu bir kez daha gösterdi. Aslan Mashkadov’un Rusya Ceza yasasına göre suç teşkil eden sözlerinde de belirttiği gibi; direnişimiz elbette başarıyla sonuçlanacak, er ya da geç.

Biz Kafkasyalılar, Rusya’nın cesur ve vicdanlı insanlarıyla birlikte..