Söyleşi | KAFFED başkan adayı Yıldız Şekerci

“Kafkas Dernekleri Federasyonu 24 Kasım’da seçime gidiyor. Alışılmışın aksine bu kez hem iki liste var hemde farklı söylemler ve projeler. Diasporanın kritik tartışma alanlarına da dokunan bu seçim surecine Mizage olarak iki söyleşi ile katkı sunmak istedik. Sürekli sorulanlarla birlikte, boşlukta kalanları, özel sohbetlerde yapılan eleştirilerle gündem edilmeyenleri sorduk muhataplarımıza. Başkan adayları Yıldız Şekerci ve Mutlu Akkaya ile yaptığımız söyleşilerin hem seçim sürecine katkı sunacağı hemde önemli tartışmaları beraberinde getireceği ümidiyle…”

Kuban Kural: Yönetim Kuruluna adaylığınızı açıkladınız ve bölge ziyaretlerine başladınız. Ancak ben şimdiye kadar yönetim kurulu listeniz ile ilgili bir bilgiye ulaşamadım. Yönetim Kurulunuzda kimler olacağı belli mi?

Yıldız Şekerci: Biz bu dönem farklı bir yönetim anlayışı geliştirmeye çalışıyoruz açıkçası. Merkezde birlikte çalışacağımız arkadaşlarımızı tabi ki belirledik. Ancak biz seçim çalışmalarına belli bir listeyle çıkmaktansa YK listemizi bölgelerden önerilecek ya da gönüllü olacak arkadaşlar ile oluşturmak istiyoruz. Merkezdeki 8-10 kişi ile federasyonun işlerini yürütmenin çok mümkün olmadığını daha önceki tecrübelerimizden biliyoruz. Bu nedenle bize bağlı bulunan 53 derneği belli bölgelere ayırarak bölge yönetimleri tahsis etmeyi düşünüyoruz. Daha önce de benzer bir metot denendi ama başarılı olmadı. Ancak benzer bir uygulama Güney Marmara Bölgesi’nde başarılı bir şekilde sürdürülüyor. Sistem olarak şöyle ilerleyeceğiz. Örneğin ben bugün Eskişehir’e sadece tanıtım toplantısı için gelmiyorum aynı zamandaYönetim Kurulumuza bu bölgeden bir temsilci istiyorum. Burada “Dört D” olarak adlandırdığımız bir kriterimiz var tabi ki; “Duyarlı, Dinamik, Demokrat, Deneyimli”. Bu kriterlere uygun kişileri yönetim kurulumuza alarak bölgeler ile iletişimizi daha sağlıklı bir hale getirmek amacımız. Sonuçta bölgesel dinamikleri biz buradaki arkadaş kadar bilemeyiz. Buradaki bir soruna Ankara’dan nasıl müdahil olacağımız konusunda bölgeden YK’ya giren arkadaş bizi bilgilendirecek. Aynı zamanda KAFFED’in kararlarının bölgelerde uygulanması konusunda da bu arkadaş etkili çalımla yürütecek. Yani federasyonun o bölgedeki temsilcisi gibi çalışacak bu arkadaş, bölgelerdeki merkez dernekleri de federasyon temsilciliği gibi çalışacak. Başkanlar Kurulu toplantılarında 53 derneğin tamamının sorunlarını çok da içselleştiremediğimizi düşünüyorum.

K.K: Bu durumda listeniz oluşum aşamasında diyebiliriz sanırım…

Y.Ş: Evet, ben bölge başkanlarına rica ettim onların önerileriyle netleşecek listemiz.

K.K: Adaylık açıklamanızda kadınlarımızın ve gençlerimizin katılımını artırmanın öneminden bahsediyorsunuz. Siz yıllardır KAFFED yöneticiliği de yaptığınız ve şu anda da mevcut başkan siz olduğunuz için size özellikle sormak isterim. Kadınların gençlerin katılımını artırmak için ne tarz projeleriniz var ya da olacak?

Y.Ş: Hem kadınlar hem de gençler için geçmiş dönemde başladığımız birtakım projelerimiz oldu çok ciddi araştırmalar da yaptık bu anlamda. Ben şahsen bu kadın-erkek ayrımından çok hoşlanmıyorum ama maalesef bizim yapılarımız içinde kadınlarımız genelde “kadınsal” işlerin içinde oluyor. Yemek yapılacaksa ya da el işleriyle ilgili projeler varsa genelde kadınlarımız bu tarz işlerin içerisine dâhil oluyorlar. Bizler bu işlerin dışında özellikle karar alma mekanizmalarında kadınlarımızı daha çok görmek istiyoruz. Bu konuda bir konferans hazırlığımız vardı. Geçmişten günümüze toplum içerisinde özellikle karar alma mekanizmalarının içerisinde yer almış kadınları da içine alan bir çalışmaydı bu. Ancak son yaptığımız anavatan ziyaretinin araya girmesi ve seçim sürecine girmemiz sebebiyle gerçekleştiremedik. Yeni dönemde yine göreve gelirsek bu projeyi gerçekleştireceğiz. Gençlerle ilgili de önemli projelerimiz var. Biliyorsunuzdur Kapadokya’da iki günlük bir gençlik çalıştayı yaptık. Bu çalıştaydan sonra çok güzel geri dönüşlerde aldık, alıyoruz. Oradaki gençlerimizle sürekli iletişim halindeyiz ve toplumun geneline yayılan bir anket çalışmasını da birlikte yapıyoruz şu anda. Bu projelerin ucuna küçük ödüllerde koyduk teşvik edici olması açısından.

Bunun yanı sıra AB’ye 600.000 TL bütçesi olan bir projede hazırladık. Bu hazırladığımız, Kapadokya’da yaptığımız toplantıdan dört farklı bölgede daha yapacağımız hatta Almanya’dan iki derneğinde bileşeni olduğu bir projeydi. Nalçik ve Maykop’ta işin içinde olacaktı. Hem gençlerin eğitimini hem de birlikteliğini hedefleyen bir projeydi. Ancak bu güzel proje seçici kurul tarafından 49 puan ile elendi. 50 puan alsaydık geçmiş olacaktı projemiz. Üzerinde yoğun emek harcayarak hazırladığımız bu projenin peşini bırakmış da değiliz. UNESCO’ya da bu proje ile başvuru yaptık. Nasıl bir dönüş alacağız ya da nasıl sonuçlanacak bilmiyorum ama hazırladığımız bu projeyi gerçekleştirmek için -yeni dönemde de seçildiğimiz takdirde- elimizden geleni yapacağız.

K:K: Bu ülkede birçok insanı rahatsız eden konulardan biri de kadına karşı şiddet meselesi. Neyse ki son yıllarda kamuoyunda ciddi bir farkındalık da oluşturulmuş durumda. Özellikle kadına karşı şiddet meselesi bizim toplumuzda “bize dokunduğunda harekete geçilen” bir konu olarak görünüyor. KAFFED dâhil bütün kurumlar birçok olayda tepki vermezken Çerkes birinin başına geldiğinde hareketleniyor ve en azından bir bildiri yazıyor. Bu anlamda yeni dönemde kadın dernekleriyle ya da duyarlı diğer kurumlarla ortak projeler ve etkinlikler yaparak konuyu gündeme getirmek, toplumsal duyarlılığa katkı sunmak gibi bir niyetiniz var mı?

Y.Ş: Bizim programımızı yayınlamamız biraz gecikti son anavatan ziyaretimiz sebebiyle. Ancak birkaç gün içinde yayınlanacak olan programımızda bu konu da var. Kadınlarla ilgili mutlaka çalışmamız olmalı. Biz yakın zamana kadar çok kapalı bir toplum olduğumuz için bizim dışımızdaki STK’larla pek fazla çalışılmadı. Zaman zaman belli konularda ortak hareket edildiği dönemler olsa da yeterli olmadığını söylememiz gerek. Ancak ben kendi adıma her yıl 8 Mart’ta diğer toplumlardan kadınlarla bir araya geliyorum. Ve emin olun oradaki sorunları dinledikçe bizim kadınlarımızın sorunları yok diyorum. Bir tek Alevi derneklerinden gelenler bizim kadınlarımız şiddet görmez diyebiliyor birde ben diyebiliyorum bu toplantılarda. Son dönemde kadına yönelik şiddet hikâyeleri bizim toplumumuzda da duyulmaya başladıysa bu bizim kültürümüzden kaynaklanan bir şey değil, bu asimile olduğumuzun göstergesidir. Yaşadığımız toplumun sorunlarını bizlerde yaşamaya başladık maalesef. İşte yakın zamanda İstanbul’da yaşadığımız hazin olay bunun bir örneği. Bu anlamda çalışmalara da yeterli olmasa da katılıyoruz aslında. Ama bizim federasyon yaptığını göstermek konusunda bazen zayıf davranabiliyor. Bu sebeple de pek duyulmuyor yapılan girişimler.