Söyleşi | KAFFED başkan adayı Mutlu AKKAYA

Kafkas Dernekleri Federasyonu 24 Kasım’da seçime gidiyor. Alışılmışın aksine bu kez hem iki liste var hemde farklı söylemler ve projeler. Diasporanin kritik tartışma alanlarına da dokunan bu seçim surecine Mizage olarak iki söyleşi ile katkı sunmak istedik. Sürekli sorulanlarla birlikte, boşlukta kalanları, özel sohbetlerde yapılan eleştirilerle gündem edilmeyenleri sorduk muhataplarimiza. Başkan adayları Yıldız Şekerci ve Mutlu Akkaya ile yaptığımız söyleşilerin hem seçim sürecine katkı sunacağı hemde önemli tartışmaları beraberinde getireceği ümidiyle…

Kuban Kural: KAFFED Değişim Hareketi olarak KAFFED seçimlerine adaylığınızı açıkladınız. Yönetim Kurulu listeniz de büyük ölçüde netleşti. Yayınladığınız metinlere baktığımızda uzun bir hazırlık süreci yaşandığı izlenimi ediniyorum. Ne zaman, neden ve nasıl ortaya çıktı Kaffed’e aday olma fikri?

Mutlu Akkaya: Doğrudur uzun bir süreç geçirdik aslında. 2017 yılının başlarında ortaya çıktı bu fikir. “Nasıl ve neden ortaya çıktı”ya gelince… 2017 yılı öncesinde KAFFED’in içerisinde çalışan arkadaşlarımız, burada çalışmadan kastım şu;AÇD’nin yönetim kurulunda başkanlık yapmış ya da Samsun’da, İstanbul’da, Kayseri’de dernek yönetimlerinde yer almış kişilerin KAFFED’in işleyişindeki ve politikalarındaki sorunları görmesi ve bunları dert edinmesi sonucu ortaya çıkmış bir kadro hareketiyiz diyebiliriz kendimize.

K.K: Çıkış bildirinizde dikkat çeken bir eleştiri, KAFFED’in şeffaf olmaması yönündeydi. Neydi bu anlamda sizi rahatsız eden ve nasıl bir şeffaflık vaat ediyor KAFFED Değişim Hareketi?

M.A: Şeffaflık, ilkeli olmak ve demokratik bir yapı… Üç ana temele oturtuyoruz aslında biz perspektifimizi. Bunların başında şeffaflık geliyor. Doğrudur, geçmiş dönemlerde KAFFED’in genel kurullarında da sıklıkla eleştirdiğimiz bir konu bu. Çok basit bir örnek vereyim. Genel kurulda da birebir bunu söylemiştim. “Rusya Büyükelçiliği’nde 21 Mayıs’la alakalı görüş alışverişinde bulunuldu.” KAFFED’ in yayınladığı görüşme bilgisi bu şekilde, bir buçuk satırlık bir metin. Üstelik bunun detaylarıyla ilgili soru sormamıza rağmen maalesef doyurucu bir cevap da alamadık. Bu küçük bir örneği sadece, bir sürü örnek sayabilirim bu konuda. Yıldız Hanım’dan önceki başkan Yaşar Aslankaya’nın deport edilmesiyle alakalı örneğin. Benim Kayseri Dernek Başkanı olarak Başkanlar Kurulu’nda görev yaptığım dönemdi. Ben dahi deport olayını yaklaşık 1 ay sonra öğrendim. Biz öğrendikten sonra da kamuoyuna açıklanmaması gerektiğini savunanlar oldu. Biz o zaman da söyledik, bu elzem bir durum ve kamuoyuna gecikmeden açıklanması gerekir diye. Şeffaflık, kamuoyuyla hele ki kendi kitlenizle bilgi paylaşımı çok önemlidir sivil toplum örgütlerinde. Bu yüzden şeffaflık bizim için öncelikli bir konu.

K.K: Hak Temelli Mücadele diye bir bölümde var metninizde. Bunu biraz açmanızı istiyorum açıkçası. Tam olarak nedir Hak Temelli Mücadele?

M.A: Hak temelli mücadeleyi ikiye ayırmak lazım aslında. Biz bildiride de buna değiniyoruz. İlk olarak, özelde soykırıma ve sürgüne uğramış olan Kafkas halklarıyla ilgili doğal bir mücadele verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yani nedir bu mücadele? Hem Türkiye’de hem Rusya Federasyonu’nda hem genel anlamda da dünyada kamuoyunun gündemine getirilmesi gereken bir konu olarak düşünüyoruz bunu.Özellikle soykırım ve sürgün. Biz soykırıma uğramış bir halkız ve bunun otomatik olarak getirdiği bazı şeyler var. Yani soykırıma uğramış ve sürgünde olan halk olmak. Dolayısıyla özelde bu mesele hak temelli mücadele derken öncelediğimiz bir konu. Genel anlamda da yaşadığımız ülkeyle de ilgili bir görüş ortaya konulması gerektiğini düşünüyoruz. Yani yaşadığımız ülkenin sorunlarıyla alakalı da KAFFED’in bir STK olarak söyleyecek bir sözü, bir duruşu olması gerektiğini düşünüyoruz. Buna kadın haklarıyla ilgili örnek verebiliriz, çocuk ya da çevre haklarıyla ilgili de örnek verebiliriz. Tüm bunlarla ilgili çok içe kapanık bir yapıda olduğunu düşünüyoruz KAFFED’in. Bu ülkenin her sorunuyla ilgili özellikle güncel konularla ilgili bir duruşunun olması gerekiyor. Kısaca söylemem gerekirse, özelde kendi toplumumuzun uğradığı tarihsel haksızlıkların telafisi, genelde ise yaşadığımız ülkenin problemleriyle ilgili bir mücadeleyi hedefliyoruz hak temelli mücadele derken.